





“Made in Şişhane” projesi ile ilgili XXI dergisinde (sayı 50 Kasım 2006) yayınlanan söyleşi:
Şişhane Nereye?
Şişhane bölgesinin atölyelerinden ve ticaretten arındırılarak turizm bölgesine dönüştürülmesi tehlikesi karşısında, bölgenin birikim ve potansiyellerini tasarım-üretim birlikteliğini destekleyecek şekilde kullanarak yaratıcı ve özgün ürünler ortaya çıkartılabileceğini sergiler ve paneller aracılığı ile göstermeyi, hatırlatmayı amaçlayan “Made in Şişhane” projesini, proje koordinatörü Aslı Kıyak İngin anlattı.
Tuçe Yasak: Şişhane Bölgesi’ndeki mevcut durumdan ve sorunlardan bahseder misiniz?
Aslı Kıyak İngin: İstanbul’un aydınlatma merkezi olarak bilinen Şişhane Bölgesi, yakın çevresiyle birlikte birçok farklı birimi bünyesinde barındırır: elektrik malzemecileri, toptancılar, tedarikçiler, küçük üreticiler, teknik ve dekoratif aydınlatma mağazaları, pleksici ve tabelacılar, klişeciler, marangoz atölyeleri, hırdavatçılar gibi. Tüm bu aktörler arasında güçlü ve dinamik bir ilişkiler ağı söz konusudur. Ve bu ağ; tasarımcılar, sanatçılar, mimarlar, son kullanıcılar vb aktörlerin de katılımıyla zenginleşmektedir.
Bölge, son yıllarda gözle görülür bir değişimin eşiğine gelmiştir. Bunu destekleyen ve yönlendiren bazı etmenler söz konusudur. Bir yandan hükümet politikaları İstanbul için turizm odaklı bir dönüşüm vizyonu çizmekte ve bu tür üretim bölgelerinde yer alan atölyeler ve ilgili ticaretin de şehir dışına taşınması konusunda yaptırımlar uygulamaktadır. Bir yandan da bölge üreticileri son yıllarda artan Uzakdoğu malları istilası ile karşı karşıya kalmış ve buna karşı bir politika geliştirememiştir. Bunun sonucunda bölgede yerli üretim-ürün yerine Uzakdoğu malları ithalatı ağırlık kazanmış ve piyasaya çalışan atölye ve malzeme üreticileri de kapanmaya ve bölgedeki bu ilişkiler ağı ve asırlık üretim geleneği de yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Bir taraftan da bölgede başlayan rant ve parsel değeri artışı da bölgenin yapısal değişimini körükleyen unsurlar arasındadır.
TY: Bu bölgenin geleceğine dair öngörünüz ne? Sizce buralara ne olacak?
AKİ: Değişim eşiğindeki bölgede, hiçbir şeyin eskisi gibi kalmayıp farklı bir noktadan ilerleyeceği düşünülürse, iki gelecek senaryosundan bahsedilebilir. Bölgenin hakim etkenler sonucu, rant değeri yükselmiş, mevcut atölyeler ve ticaretten “temizlenmiş”, turizm anlayışı ile tek tip yapılanmış ve tüketim esaslı kurmaca mekanlara dönüşmesi. Ya da “made in şişhane”” projesinin yapmaya çalıştığı gibi bölgenin kendi birikim ve potansiyellerinden gelişen, sürdürülebilir bir gelecek anlayışının hakim olması. Bölgedeki atölyeler ve yaratıcı disiplinlerin birlikte daha fazla çalışması ve bölgeye ait özgün ve nitelikli ürün üretiminin ve yaratıcı çalışmaların artması. Ve giderek Şişhane’nin üretim-tasarım birlikteliği doğrultusunda yerel bir marka olarak güçlenmesi. Bölgede yer alacak turizm aktivitelerinin de bölge üretimi, tasarım ve yaratıcılıkla ilişkili gelişmesi.
TY: Projenin amaçlarından hedeflerinden bahseder misiniz? Bu hedeflere ulaşmak için ne gibi yöntemler izlendi?
AKİ: Şişhane, zengin ve esnek üretim altyapısıyla, yaratıcı fikirlerin gelişmesine, tasarım-üretim birlikteliğine ve yerel ihtiyaçların karşılanmasına zemin oluşturacak bir yapıya sahiptir. Proje, bu potansiyeller değerlendirilerek ve mevcut ilişkiler görünür kılınarak bölgenin kopya ve fason üretim imajının olumlu yönde değiştirilebileceği savından hareket eder. Yakın gelecekte kaldırılması düşünülen kent içi küçük üretim bölgelerinin uzakdoğu malları istilası ile salt turizm odaklı işlevlendirilmesine karşı sürdürülebilir alternatif bir gelecek sunmaya çalışılır. Bölgenin yaratıcılığı geliştiren bir yapıda olduğunu göstermeye ve bölgenin nitelikli gelişimine destek olmayı amaçlar.
Bu amaçlar ve hedefler doğrultusunda konu ile ilgili bir dizi etkinlik gerçekleştirildi. 2006 Haziran ayında İTÜ Taşkışla’da yapılan 3. Ulusal Tasarım Kongresi’nde, “Kentsel Ölçekte Üretim-Tasarım ilişkisi, Şişhane Örneği” isimli bir bildiri yayımlandım. 2006 Eylül ayında İDW İstanbul Tasarım Haftası kapsamında “made in şişhane” sergisi ve panelleri düzenlendi. Böylece, konu İstanbul kent ve tasarım gündemine getirilerek farklı açılardan değerlendirilmeye çalışıldı.
TY: Ekip hangi disiplinlerden ve kimlerden oluşuyordu? Kimlerin bu projede yer alacağı hangi ölçütler doğrultusunda belirlendi?
AKİ: Konseptini oluşturduğum ve koordinatörlüğünü yürüttüğüm projede sergi ve panel organizasyonu farklı disiplinlerden oluşan bir ekip ile yürütüldü. Sergi ekibinde Abdurrahman Sevinç,
Sergiye, Galata-Şişhane Bölgesi atölyelerini ve ağını kullanmakta olup yaratıcılığını ortaya koyan tasarımcı, mimar ve sanatçılar davet edildi. Sergiye,
TY: Made in Şişhane projesi kapsamında gerçekleştirilen Sergi ve panelin içeriklerinden bahseder misiniz?
AKİ: Sergi, Şişhane’deki üretim-tasarım ilişkilerini, bölgenin yaratıcı yönünü gösteren ürün ve süreçlerin birlikte aktarıldığı bir etkinlik olarak eski Galata Köprüsü yanındaki park alanındaki tırlarda yer aldı. Sergi öncesi katılımcılara verilen ürün süreç formu ve bölge haritalarıyla bölgede izlenen üretim süreç ve rotalarının aktarımı sağlandı. Toplanan bilgiler ortak bir grafik dil ile 120x150cmlik paftalar halinde hazırlanarak ürünlerle birlikte sergilendi.
15 Eylül tarihinde gerçekleşen panel dizisi ise, hem farklı disiplinlerin konuya bakışlarını, hem de atölye ve tasarımcıların bölgedeki deneyimlerini bir araya getirdi. “Kent Merkezindeki Küçük Üretim Bölgelerine Farklı Bakışlar” konulu ilk panele Aysim Türkmen moderatör, Murat Güvenç, Korhan Gümüş,
TY: Sergi bir tır içinde ve İstanbul Tasarım Haftası kapsamından gerçekleşti. Niye bir tır; bu serginin gezici olması ve farklı kitlelere ulaşması gibi bir fikir var mı?
AKİ: Serginin bir tır içerisinde olması önceden planlanmamıştı. Köprüye mesafeli durma kararı yanı sıra IDW ile yapılan görüşmeler ve imkanlar sonucunda gelişti. Serginin bir tırda gerçekleşmiş olmasının proje içeriği ve ismi ile çok örtüştüğü kanısındayım. Tır ve konteynır gibi araçlar üretim süreçlerinin önemli bir parçası. Sergi mekanının mobil oluşu, sergi ve etkinliklerin çeşitli yerleri gezebileceği ve aynı zamanda bu etkinliğin henüz yersiz olduğu anlamına da gelmekte.
TY: Çıkarılan haritalardan ve bu haritaların sonuç ürünlerle ilişkilerinden bahseder misiniz? Bu bağlamda da kentle ürün/ üretim arasındaki ilişkiye dair yapılan çıkarımlardan bahseder misiniz?
AKİ: Sergide yer alan haritalı paftalar, her bir ürünün bölgede izlediği aşamaları ve her aşamanın ürün gelişimini ne şekilde etkilediğini göstermektedir. Bu tür küçük üretim bölgeleri içlerinde çok çeşitli ve bölgeye yayılmış üretim alternatiflerini barındırır. Her bir ürün kentteki bu rotalar ve ilişkiler sistemi üzerinden gerçekleşir. Harita ve ürünler, bölgenin çok seçenekli bir üretim ve dinamik ilişkiler ağına ve yaratım potansiyeline sahip olduğunun en önemli göstergesidir. Kentin birbirinden kopuk parçalardan değil, ilişkiler sisteminden oluştuğunun da güzel bir kanıtı bence.
TY: Basın bülteninde de geçen “Tasarım, küçük üretim bölgesinin sürdürülebilir gelişiminde nasıl bir rol oynayabilir? Küçük üreticiler ve üretim bölgeleri tasarımcılar ve yaratıcı disiplinler için nasıl bir potansiyele sahiptir?” sorularına proje sürecinde bulduğunuz yanıtlardan bahseder misiniz?
AKİ: Bugüne kadar bu tür bölgelerde pek dikkate alınmayan, görünür olmayan üretim-tasarım ilişkisi aslında bölgenin sürdürülebilir ve nitelikli gelişimi için önemli araçlardan biri olabilir. Bölge fason ve ucuz üretim noktasında işlevini yitirmiş ve yeni bir açılımın eşiğine gelmiştir. Bu noktada bölgenin halihazırdaki birikim ve ilişkiler sistemi değerlendirilerek yaratıcı yönü öne çıkarılabilir. Böylece asırlık üretim geleneği de geliştirilerek sürdürülme olanağı elde edecektir.
Küçük üreticiler ve üretim bölgeleri de esnek, açık yapıları ile yaratıcılığı destekler; tasarımların ürüne dönüşmesini ve süreçlerin etkin takibini sağlar; deneysellik içerir, hızlı, pratik ve etkileşimli çözümler sunarlar.
TY: Küçük ölçekte ama bize özgü güçlü taraf olabilecek üretim biçimleri ile tasarımı bir araya getirerek uzak doğu gibi ticari anlamdaki tehlikelere karşı çözüm önermek gibi bir rolü olabilir mi bu projenin?
AKİ: Kendi farklılıklarımızı ve avantajlarımızı doğru değerlendirebildiğimiz ölçüde dünyada bir yer edinmemiz mümkün olabilir diye düşünüyorum. Günümüz piyasalarında çok miktarlı ve ucuz ürün talebi kadar; farklı, özgün ve az miktarlı ürün talebinin de ağırlık kazandığı düşünülürse, bu tür küçük üretim bölgelerinin de önemi anlaşılabilir. Türkiye’de son yıllarda büyük ölçekli sanayide üretim-tasarım ilişkisinin kurulma çabalarına, bu tür küçük ölçekteki ilişkilerin de zenginlik ve çeşitlilik sunacağı kanısındayım. Ayrıca, Türkiye’nin önde gelen aydınlatma firmalarının da bu bölgeden çıktığını unutmamak gerekir.
TY: Projenin geleceğinden bahseder misiniz? 2010’da İstanbul’un “Kültür Kenti” olmasının bu projeye ne gibi yansımaları olması planlanıyor?
AKİ: “Made in Şişhane” projesi, yakın dönemde, küçük üreticilerle çalışan tasarımcı, mimar ve sanatçı katılımlarıyla büyümeyi, farklı çalışma yöntemleriyle gelişmeyi, uluslararası ölçeklerde devam etmeyi ve diğer benzer üretim bölgelerinde de etkili olmayı hedeflemekte. Konuyu gündemde tutmak, gündemi etkilemek ve bilinç oluşturmak adına etkinliklerini şişhane ve konuyla ilgili noktalara taşımaya devam edecek. Gelişmelerle ilgili takip için projenin web sayfası hazırlanmaktadır. Proje, konuyla ilgilenen kişilerin katılımına ve görüşlerine açıktır. aslikiyak@celikdizayn.com
Projenin; 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında “Kentsel Ölçekte Küçük Üretici-Tasarımcı Buluşması” kapsamında Korhan Gümüş ile birlikte yürütülmesi planlanmakta. Bu anlamda ”made in şişhane” projesi gibi İstanbul kimliği ile ilgili ve gündemi takip eden ve oluşturan projelerin gerçekleşmesi, kültür kenti vizyonunun da önemli bir parçasını ve gerekliliğini oluşturmakta.
Sergide Yer Alan Tasarımcı Görüşleri:
Tasarımcılar: Bu projede yer almanızın nedenlerinden bahseder misiniz? Tasarımınızdan bahseder misiniz (kısaca) ? Bu süreçteki deneyimlerinizden ve atölyeler- ustalar ile işbirliğinizden bahseder misiniz?
Nejat Çınar:
Bence Şişhane, çeşitli konulardaki imalathaneleri ve ustaları, malzeme satan dükkanları ile kağıt üzerinde bitirdiğiniz bir projenin protipini yapmak için vazgeçilmez bir yerdir(Bilhassa aydınlatma için). Yok olmakta olan bu üretim bölgesinin sorunlarının ortaya konması, aslında hala ne kadar canlı ve üretim potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunun gösterilmesi amacıyla “Made in Şişhane” projesine ben de katılmak istedim.
Bu proje kapsamında iki ürünüm sergilendi: Işık Duşu ve Soru İşareti. Çoğu hazır malzeme kullanılarak yapılmış olan Işık Duşunu nostalji ile bağdaştırabilirim (Eskiden plajlarda bu tip duşlar bulunurdu). Soru İşareti ile ilgili yola çıkış nedeni ise daha çok teknik tabanlı sayılabilir. Işığın pleksiglas içinde yol alması. Bu iki proje üzerinden bakarsak, Kumbaracı Yokuşu üzerinde bulunan StopPlexi bana eskiden pencere camını çağrıştıran pleksiglasın ne kadar esnek bir malzeme olduğunu ve neler yapabileceğini (merdiven, mobilya, yüz kalıbı gibi), Gediktepe İşhanı’ndaki Uyar Torna ise değişik kalıpları arka arkaya kullanarak sıvama işleminde, piyasada yaygın olan klasik şekillerin dışına nasıl çıkılabileceğini gösterdi.
“Made in Şishane” projesinin konseptini ortaya koyarken, bu süreci yeni bir ürün tasarımı ile de proje kapsamında tekrar deneyimlemek istedim. Büyük ölçekli üretimde gerçekleştiremeyeceğiniz hız, esneklik ve farklı imkanlarla bu bölgede yaratıcı ve özgün üretim yaptırılabileceğini tekrar görmek ve sergi ardından katıldığım Londra %100 Design Fuarı’nda kubbe avizeler ile almış olduğum olumlu tepkiler bu projenin doğruluğunu bana gösterdi.
Kubbe avizelerin çıkış noktası; bölgenin kendi malzemesi, ustası ile nasıl fark yaratılabilir düşüncesi üzerinden hareket eder. Klasik Avizelerde ikincil bir detay olarak sıkça kullanılan pres metal yaprakları, “kubbe” aydınlatmada salt kendileri olarak farklı bir bütünün parçalarını oluştururlar. Kubbe formunun net geometrisi parçalı elemanlarla kurulmaya çalışılmıştır.
Bölge içinde uzun bir süre çalışmış bir tasarımcı olarak, Şişhane’yi çok seçenekli ve tek bir organizma gibi yaşayan bir büyük atölye olarak görüyorum. Bölgenin tasarımcılar ve kullanıcılar için yeni ürün geliştirmede yarattığı motivasyon, kolaylık ve katkı çok önemli. Bölgede sürekli yeni bir atölye ya da malzemeci ile karşılaşabilirsiniz. Bölgede yer alan her birim, sizi bu ağ içinde başka birimlere bağlayacak veya yönlendirecektir.
Atölyelerin Durum ve Sıkıntıları; Mimar ve Tasarımcılarla Olan İşbirlikleri:
İTÜ 3. Ulusal Tasarım Kongresi’nde Aslı Kıyak İngin tarafından verilen “Kentsel Ölçekte Üretim-Tasarım İlişkisi, Şişhane Örneği” isimli bildiri kapsamında atölyelerle yapılan görüşmeler sonucu bölgeye dair yapılan değerlendirmeler şöyledir: Bölgede malzemenin gerektiğinde kolayca temin edilebilmesi ve depolama sorununun olmaması; Bazı işlemlerin atölye dışında yaptırılabilmesi; Şişhanedeki ağ sayesinde atölyelerin her şeyi bünyelerine almayarak, işletme maliyetlerini düşük tutabilmeleri; Pazarın canlılığından yararlanmaları, atölyelerin ağırlıklı olarak özel ürün ve proje bazlı çalışmaya başlaması; butik üretimin artması Şişhane’deki atölyelerin avantajlı yönlerini oluştururken, bölgenin başlıca sorunları şunlardır: Atölye sayısındaki hızlı azalma; Şişhane’ye, çevre ülkelere ve Anadolu piyasasına eskisi gibi toplu üretim yapılamaması; mağazası ve toptan satışı olan firmaların üretimi bırakıp Uzakdoğu malları satmaya başlaması; Uzak Doğudan gelen mallar ile rekabet olanağının azalması sonucu atölyelerin kapanması.